İNSAN eğer gerçeği anlasaydı bir mezhebe bir itikada bağlanıp kalmazdı” Evrensel İNSAN belli bir itikada bağlı kalamaz, çünki O itikad edilmesi gereken varlıktır. Evrensel insanın kalbi nazargahı ilahidir O HAK'KI açık seçik müşahade edebilecek kabiliyete ulaşmıştır onun kalbinde ne korku nede hüzün vardır O ALLAHIN hikmet verdiği bahtiyar kuldur. Kalbi ALLAHIN zikrine aşinadır biran bile gafil olmaz ALLAHIN zikri ile tatmin olmustur, Kalp gözü ile görmüştür ve daima o göz ile aleme bakar, gönül dili ile konuşur onun her gördüğü hikmet her konuştuğu hikmettir, Evrensel İNSAN'ın Kalb_gözünden bakan ALLAH'tır, ALLAH onda kendi eserlerini kendisi seyretmektedir bu bakış kendinden kendinedir, O sadece kendine muhtaçtır, ALLAH Onda zatından zatına bakmaktadır O Beytullahtır Zatında AYNİ'dir ayniyeti ile Kainata bakar O'nun her baktığı her duyduğu HAK'tır, O daima HAK'ka bakar HAK'ka tapar ve her HAK sahibinede HAK'kını teslim eder. Beşer olan her varlığı'da kendi gibi görüp kendi gibi bilir, O'nun için ŞEYTAN..! sureti insan olan'ı HAK görmeyen HAK'kını vermeyendir, Ve Alemdeki HAK'kın ziyadeliğinden dolayı, sureti İnsan'a ulasanlar şeytanı'da HAK bilir fakat asla mücadeleden vaz geçmezler. O'nun yani onların bu mücadelesinin nedeni, Varoluşun sonsuz boyutlarının bu an içinde hiç bir şekilde ezel ve ebet kavramları'nın içinde yer almadığını bilmesindendir. Evrensel İNSAN ezeli ve ebedi kavramlarını bu an içinde izafi bilip HAK'sızlığında izafi oluşundan dolayı bu mücadelesini bu an içinde verir'ki, bu HAK'kın Alemlerdeki mutlakiyetinden dolayıdır ve HAK'kın ilanıdır.O'nun Şeytanla mücadelesi, ebevyenin evladını tan etmesine benzer, daha fazla değildir çünki Şeytan kendini ona açık seçik ifade eder, ebevyenin evladını hatasından dolayı dövmesinden sonra şefkatle tekrar onu nasıl kucaklıyorsa işte onun Şeytana tavrı'da öyledir ta'ki O'da kendini bilsin tüm Şeytaniyeti'ile ALLAH ailesinin bir ferdi olduğunu görsün Alemi tanetmekten vaz geçip Şeytaniyet HAK'kı ile HAK'ka teslim olsun ve sureti İNSAN'ın nihayet Şeytanımı Müslüman ettim demesini istemesindendir, ayni Hz.Muhammedin dediği gibi. Evrensel İNSAN mutlak olan HAK'kı HAK'ka mutlak olarak bu an içinde HAK olan HALK'la AYNİ'ile yansıtan'dır. İtikadı HAK mezhebi HALK'tır, HALK'tada bi'taraftır, çünki HALK anda HAK'tır ve tekamülün zincirini takip eden her zincir tanesinin HAK olduğunu bilir geçmiş ve gelecek hakkında kalbi müsavidir, zamanın hangi diliminde yaşarsa yaşasın bu görüşü hiç bir zaman değişmez. Onun için insanlık değil İNSAN vardır (ALLAHIN sureti olan İNSAN). O her beşer'in ALLAHIN sureti olan İNSANA ulaşmasını arzu eder, Onun için bu halin dışında bir Cennet yoktur çünki Cennet ALLAHIN cemalinin görüldüğü yerdir ve ALLAH ona cemalini göstermiştir O bu görüşle her an aç ve oruçlu ve her an iftar etmektedir. Sofistik ve Mistik anlayışın yarattığı hüddam ve hadimlerin beşeri nasıl ALLAHIN sureti olan İNSAN'dan uzaklaştırdığını, Ezeli ve Ebedi olan Alemin karanlık yüzüne nasıl hapsettiğini ve ruhbanlık tavrı içinde yer alan beşer'in işe yaramaz bir paçavra gibi nasıl bir kenara atıldığını açik seçik seyrettiğinden, Ruhun bir Emir olduğunu Emri verenin mutlak olduğunu ifade etmekten asla taviz vermez. Ona göre HAK bir emir vermiş ise asla geri almaz, HAK'kın emride HAK'tır, HAK'kı görmeyen HAK'kı duymayan emir almış sayılmaz, zan emir değildir, Emir Sözdür Söz'de gözdür Evrensel İNSAN bu gözle seyre dalmış ve bu göz ile özünü tanıyan İNSAN'dır. Onun bedeni Allah'ın
cenneti, O da Allah'ın.cc Cennetindedir.
EVRENSEL GERÇEKLİK ,Düşünmeden fark edilemez…İslâm Dini’nin
evrensel oluşunun anlamı!.İslâm Dini bir kabîleye gelmiş, onlara özgü bir anlayışa hitâbeden, onlara yön vermek isteyen bir sistem anlatımı değildir!.İslâm Dini, Arap, Acem, Türk, Malezyalı veya bir başka topluma gelmiş, onlara münhasır bir Din anlayışı da değildir!.İslâm Dini, Allah’ın yaratmış olduğu “Evrensel Sistem ve Düzen”in adıdır… İnsanlar, o sistemi ve mekanizmayı anlayabildikleri nisbette, kendilerini dünya ve ölümötesi yaşam boyutlarında huzur ve saadete kavuşturacak imkânları edinirler.İslâm Dini’ne, ırksal, örfsel, kültürel, göresel değer yargılarıyla yaklaşanlar, asla orijinde anlatılmak istenen evrensel gerçekleri değerlendiremezler…Günümüz kavram kaosunda, insanların tefekkürden ve sorgulamadan uzak taklîde dayanan değer yargıları ardında, İslâm Dini, âdeta görünmez olmuştur; …Lâfzen denmektedir ki, İslâm Dini evrensel’dir!…Ardından, neredeyse hemen her fikirle, bu gerçek inkâr edilmektedir farkında olunmadan!.
Evrensel Din ne demektir?…
Türk’e, Arab’a, Amerika’lıya, Meksika’lıya, Eskimo’ya, Japon’a, Çin’liye, kısacası tüm toplumlara eşit mesafeden hitâbeden ve tümüne yararlı olmak isteyen Din demektir!.
Türk’ün örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…
Arab’ın örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…
Uzak Doğu veya Eskimo’ların örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…
Evrensel gerçeklerden kaynaklanan ve “Evrensel Sistem”e dayalı olan Din anlayışıdır bu!.
Allah Rasûlü Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselâm Arap toplumu içinde Hz. İbrahim Neslinden geldiği için, tebliğ etmiş olduğu Din anlayışı çok büyük bir yanlış değerlendirmeyle Arap toplumuna mâledilmiş; Arap toplumunun örf, âdet ve anâneleriyle harmanlanmış ve bu hâliyle evrensel topluma enjekte edilmeye çalışılmıştır!.
İnsanlar, İslâm Dini adı altında Arap toplumunun örf, âdet, anâneleriyle harmanlanmış müslümanlığa dâvet edilmişlerdir.
Bu da İslâm Dini’nin, dışardan bakan toplumlarca Arabın Dini diye değerlendirilmesine yolaçmıştır!.
İslâm Dini; “Evrensel Sistem ve Mekanizma”nın, Allah Rasûlü tarafından, tüm insanlığa açıklanmasıdır… Yaşamını bu gerçekleri gözönüne alarak düzenleyenlerin sonsuz huzur ve saâdete kavuşacaklarının duyurulmasıdır… Tüm insanlara, ırk gözetmeksizin!.
Musa Aleyhisselâm Yahudi ırkının Rasûlü ve Nebîsidir; bir ırka gelmiştir!.
Evrensel insan Muhammed Aleyhisselâm ise bir ırka değil tüm insanlığa gelmiştir Allah Rasûlü olarak; ve tümüne “ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in yaratmış olduğu “Evrensel Sistem ve Düzen”i açıklamaktadır!.
Hz. Muhammed Aleyhiselâm, “EVRENSEL RASÛL”dür!. İnsanları evrensel gerçekleri görmeye dâvet etmektedir!… Arab’ın örf, âdet ve anânelerine değil!.
Arab’ın örf, âdet ve anâneleri, kendilerini ilgilendirir, doğru veya yanlış; evrensel insanı bağlamaz!..
Türk’ün örf, âdet ve anâneleri, kendilerini ilgilendirir, doğru veya yanlış; evrensel insanı bağlamaz!..
Uzak Doğu’lu, Eskimo, İnka’lıların torunlarının örf, âdet ve anâneleri, kendilerini ilgilendirir, doğru veya yanlış; evrensel insanı bağlamaz!..
Evrensel insanın Dini, “Evrensel Din” olan İslâm’dır!. O, Yöresel ve göresel değerlerle, Evrensel Din olan İslâm’ı örtmez, deforme, dejenere etmez; kadrini kıymetini bilmeyerek de olsa ayağa düşürmez!.
Tüm insanlar evrensel Dinde anlatılan sistem ve mekanizmaya zorunlu olarak tâbidirler; yanısıra, gereklerini uygulamadıkları ölçüde bunun pahasını ödemek mecburiyetinde olacaklardır!.
Irkların kendi örf, âdet ve anâneleriyle harmanlayıp, sonra da katıksız din diye pazarladıkları müslümanlık ise, Evrensel İslâm Dini’nden pek çok yerde farklılıklar gösterdiği için, evrensel kabûle mazhar olmaz; ve bu yüzden de reddedilir!.
“Evrensel İslâm Dini” adıyla etiketlenerek empoze edilen, ne var ki ırksal özelliklerle harmanlanmış müslümanlık, bugün dünya toplumlarının çoğunluğu tarafından rağbet görmemiş ve görmüyorsa; bunun vesîlesi, İslâm Dini’nin bu mevcut Irk Dini hâline getirilmiş şekliyle sunulmasındandır!. İnsanlar, “İslâm Dini” adı altında, Arap müslümanlığına dâvet edilmektedir!. Bunun sonucu olarak da sürekli birbirleriyle savaşmaktadırlar!. Bu çok büyük bir vebaldir!.
Evrenselliğe ulaşmamış insanların, evrensel Allah Rasûlü'nü
değerlendirebilmesi çok güçtür!… Dolayısıyla Evrensel Dini farkedebilmeleri de öyle!..
Bunu kavrayabilen evrensel insanlar, tüm örf, âdet ve anânelere saygılı olmalarına rağmen, kesinlikle o yöresel ve GÖRESEL değerlere bağlanarak, kayıt altına girmezler; tıpkı Celâleddin Rûmi, Şemsi Tebrizi, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi!.
Allah Rasûlü, “Evrensel insan” Muhammed Mustafa Aleyhisselâm… Allah’ın evrensel Velileri… Evrensel İnsanlar… Evrensel Kitap… Evrensel Sırlarla dolu hitâp… Ve “OKU”yanları…
Ve de...
Irkların dinleri… Irkların peygamberleri… Mukallit din mensupları… Irkların velileri ve her mahallenin kutup, gavs, mehdîleri… Saptırılmış Kur’ân Meâlleri… Tanrıdan, Peygamberinden, tanrıyı erkek (İngilizce’de he) olarak tanıtan tercüme Kur’ân anlayışlarından doğan totemist ya da göktanrısal din anlayışları!.
Bunların tümünün, bir sepette, “İslâm Dini” diye etiketlenerek sergilenişi…
Allah’ın “Evrensel Rasûl”ü Muhammed Mustafa Aleyhisselâm'ın bildirmiş olduğu evrensel gerçekleri açıklayan İslâm Dini’ni, “Evrensel Kitap Kur’ân-ı Kerîm”i “OKU”mak için, önce, evrensellik nedir ve nasıl olur bunu farketmek ve öğrenmek ve hazmetmek; sonra da bu bakışla o Kitaba bakabilmek gerekir!.
Allah Rasûlü Muhammed Mustafa Aleyhisselâm'ın sünnetinin, Arap âdet ve örfleri değil; Allah sünneti olup; “Allah sünneti”nin ne olduğunu idrâk ve hazmetmiş olmak gerekir!.
Allah Rasûlü Muhammed Mustafa Aleyhisselam'ı “OKU”mak =“İKRA’” gerekir!.
Ki bunlardan sonra Evrensel İslâm Dini’nin ne olduğu farkedilebilsin… Ondan sonra da, bu farkedilen gerçek tasdik veya reddedilsin!.
“Elhamdulillah müslümanım!.”
“İnşâallah müslümansın!!!???…”
Bu belirleme, eğer taklîden söylenen bir lafız ise; söyleyenin hâli, yüzme biliyorum diyen fakat hayatında deniz görmemiş olan insanın vurgulamak istediği gerçeğine(!) benzer!.
Evrenselliğin ne olduğunu duymamış insanın; yöresel ve GÖRESEL değerlerle şartlanmış ve bloke olmuş beynine; belirli kelimeleri yerleştirip, onları tekrar etmesinin ona ne kazandıracağı, sorusu çok önemlidir.
“Evrenselliğin” ne olduğunu bilmeyen insanın, Evrensel Din, Evrensel Rasûl, Evrensel İnsan kavramlarını değerlendirebilmesi, hiç mümkün değildir!.
Oysa Allah’ın Rasûlü evrensel insan Muhammed Mustafa Aleyhisselâm, insanları, “Evrensel Din” olan İslâm’ı tasdike ve gereğini yaşamaya davet ediyor!.
Öyle ise, çok âcil olarak, ırkî din anlayışından arınıp; “evrensel İslâm Dini”ni farketmek ve kavramak üzere; Arap ırkından olması itibâriyle değil, evrenselliği itibariyle Allah Rasûlü Muhammed Mustafa Aleyhisselâm'ı “OKU”maya=”İKRA" çalışmalıyız ki artık bazı gerçekleri farketmeye başlayabilelim.
Âşikârdır Zat-ı Hak
Aşikârdır Zât-ı Hak,
Görmeyi bir dilesen!..
“BEN”liğidir var olan,
Adını silebilsen!..
Düşünürsün ki varsın,
Oysa bu varsayımın…
Zât-ı Hak’tır varlığın,
“NEFS”ini görebilsen!..
Ahmed Hulûsi
Mekânsızlık
Neyleyim ey Müminler, ben kendimi kaybettim!
Ne Hıristiyan’ım, ne Musevi, ne Hindu, ne de Müslüman,
Ne Doğudanım, ne Batıdan, ne karadanım, ne denizden,
Ne duran yerdenim, ne dönen semadan,
Ne topraktan, ne sudanım; ne havadan, ne ateşten,
Ne arşı âlâdan, ne balçıktan, ne surettenim, ne varlıktan,
Ne Hintliyim, ne Çinli, ne Bulgar, ne de Sakson,
Ne Irak krallığındanım, ne Horasan ülkesinden,
Ne bu dünyadanım, ne ötekinden, ne Cennet, ne Cehennemden,
Ne Adem’den, ne Havva’dan, ne Adn’den ne Rıdvan’dan...
Benim yerim mekânsızlık, işaretim nişansızlık,
Ben ne bedenim, ne de ruh, canım Sevgiliye ait.
İkiliği terk ettim, iki cihanı bir gördüm,
Tek’i ararım, Tek’i bilirim, Tek’i görür, Tek’i çağırırım.
Evvel O’dur, Ahir O, Zahir O’dur, Batın O.
Ya Hu, ya men Hu; başkasını bilmem ben,
Aşkın kadehiyle sarhoşum ben, iki cihan da gitti aklımdan;
İçip kendinden geçmekten başka işim yok benim,
Eğer bir kez olsun sensiz bir an geçirseydim bu yaşamda,
O vakit, o saatten beri yaşadığıma pişman idim.
Eğer bu dünyada sensiz bir vakit bulursam,
Her iki cihanın da üzerine çıkar, sonsuza dek bayram ederim.
Ey Tebrizli Şems, bu dünyada öylesine sarhoşum ki,
Sarhoşluğumdan ve kendimi kaybetmişliğimden başka söyleyecek sözüm yok!
Mevlâna Celâleddin-î Rûmî
Bugün AHMED Benim
Bugün AHMED benim,
Ama dünkü Ahmed değil.!
Bugün Anka benim,
Ama yemle beslenen kuşcağız değil.
“Enel hak” kadehiyle bir yudum içen, sızdı tanrılık şarabından;
Şişelerle, küplerle içtim ben, yine sızmadım.
Ben sultanların aradığı sultan,
Ben hacetler kıblesiyim.
Gönlün kıblesiyim ben.
Ben Cuma mescidi değilim;
İnsanlık mescidiyim ben.
Ben saf aynayım, sırrım dökülmemiş, paslanmamışım.
Ben kin dolu bir gönül değilim, Tur-i Sina’nın gönlüyüm ben.
Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,
Benim sarhoşluğumun sonu yok.
Tarhana çorbası içmem ben,
Can yemeği yerim; içerim can şerbeti.
İşte sararttı seni bir gümüş bedenlinin özlemi, altın haline geldin artık.
Sen altına âşıksın, altın benim rengime âşık.
Gönlü saf sufiyim ben,
Benim tekkem alem; medresem dünya benim.
Değilim abalı sufilerden.
İster yakarış eri ol sen, meyhane eri istersen;
Bundan sanki ne çıkar?
Yok Cumartesi imiş, yok Cuma imiş, bence ne farkı var?
Gerçeğin tadını alan er,
Ne altına aldırış eder,
Ne kalender tacına bakar.
Ne tasası vardır, ne kini.
Ey Tebrizli hak Şems,
Yüzünü göstermeseydin sen, yoksul çaresiz kalırdı kulun,
Ne gönlü olurdu, ne dini...
Mevlâna Celâleddin-î Rûmî
Toplam 40364 ziyaretçi (63826 klik) on this page
Tweet
İNSHU
Bu sitede yeralan bilgiler, Hazreti Muhammed ASM'ın bildirdiği Din ve onun esası olan Allah inancının, Tasavvuf ilmi ve Modern Bilimler ışığında değerlendirilmesine, karşılıksız olarak hizmet amacıyla paylaşılma sunulmuştur.
<<<<<<<<<>>>>>>>>>>
EVRENİ'NİN ORTASINDA
HİÇLİĞİNİN ÇIPLAKLIĞINI
BAŞSIZ GÖVDESİZ
SEYRETMEKTİR AŞK...
<<<<<<<<<>>>>>>>>>> "Bir kimse ki, nefsini bildi; gerçekten Rabbını bilen ''O'' oldu."
İNSHU
Bilirim fakat bilinmem..............
Görürüm ama görünmem.......
Kendimden saklanamam.......
Başka hale bürünmem............
<<<<<<<<<<>>>>>>>>>>
Göz oldum ben özümde............
Yıldız doğdu şak'dı emre.........
Güzelliğine bakamadım............
Hiç kimseyim son sözümde.....
İNSHU
SÖZ DİRİLİR
Birilerinde gördüğünce
Kendinde birşey göremezsin
Bir şeyler bilip sen aklınca
Aynında Hakkı bulamazsın
Kurtulsa bağdan akıl
Gerçek akıl seni bulur
İlham olur Hak söylenir
İsmi kalır halk yok olur
Hak gülümser her yerden
Candan içre bir öz olur
Münezzehtir her şeyden
Söz dirilir göz olur
Tüm avazı duyar olur
Çünki hak söz öze girdi
Haktır çünki senden gelen
Senden çıktı sana geldi...
O GÖZ ÖZ
Sen dediğime aldırma, sen bendesin bu bende,
Ezel ebed sır gibi, bende-i be-deninde.
Bedendemi ruh bilemem, bedenmi ruh içinde
Ney’e baksam farketmez, sen varsın an evinde.
İki yüzlü değilim’ki, sana yalan söyleyemem
Yerler gökler göz oldukça sözlerimi gizleyemem.
Kainatsa kitap kitapsa din, be-bendemi bilince
Nedir ispat, nedir ilim, göz kalb’te belirince.
İnsan melek cin olsa, ne farkeder kanda’sın,
Hal bu hal sen sevdirdin, her halinle canda’sın.
An-ı sin’dedir alem son nefeste söz olur,
Hesap tamam olunca, söz dirilir göz olur.
Verilen tekbir sözdür o’da kalb’teki gözdür,
Görülen tekbir gözdür, o göz alemlere özdür.
NEDENSİZ
Nedensiz ve niçinsizim
Hiçmi hiç kimse bilmez
Yanlızım alemimde
Bağırsam kimse duymaz
Bir fezayım ilelebed
Benim ancak bana dost
Cevherlerde tükendi
Kim giydirir bana post
İllalah derim kendim
Yanlızlık canım sıkar
Sıkıntı yakışmaz hiç
Gönül emre'ye bakar
Düşünürüm sadece ben
Düşler bende parıldıyor
Yıldız olup her birisi
Bir fezada yol alıyor
Parıldayan her yıldızda
Hep kendimi bulurum
Düşlerim gerçekleşir
Yıldızlara yol olurum
Semadan arza kadar
Devam eder bu yolculuk
Bir zerre suya baksam
Aynımdır çoluk çocuk
Bunu görmekle dahi
Düşlerim hiç tükenmez
Tüm ömürler birleşse
Ömrüme kimse yetmez
Kimsesizim nedensizim
Varlığımda bedensizim
Değmez bana iki cihan
Ben kendime perdesizim
ÇALGICI
İbadet ehli zahid biri idim,
Beni çalgıcı şarkıcı yaptın
Senden haber alsınlar diye,
Dedikodumu eden dostlara sattın
Sel suları beni denize sürükledi,
Senin hayalin ile girdaba daldım
Yılışıklık etmekten sakındım sana,
Rahmet kapından hiç'liği aldım
Uyduğumu sanma mahmurluğum o,
Dostlar seni görsün diye örtünüp yattım
Tamtamlar aleminde mülkümüz oldu,
Her iki cihandan süratle kaçtım
Ne farkeder sen adımızı kirletsen,
Kutsal Zatını eksiksiz tanıdım
Ömrümü bildiğimden beri seni bildim,
Mabet ömrüm oldu sana taptım
Gittin gidiş sevdiğim kan ağlıyorum,
Kimi giden ömre bakar ben sana baktım
Artık arzu peşinde koşamam menfaate,
Yeri göğü nur eden bak-an'a daldım.
OLSUN
Toprak oldum su oldum
Ateşe daldım hiç oldum
Mekansız bir zamanda
İnsanı gördüm hoş oldum
Aldı o zat benden beni
Uzay etti tende canı
Gördü şuur nur adamı
Buldu anda zamansız o'nu
Ara dostum onu kendinde ara
Biz hiçiz hiç, hiç bize bakma
Çalış çabala salat ve dua
Zaman zaten yok sadece rüya
Meditatiklik o namaz dediğin
Kendinde hep dua'da istediğin
Biz biriz bir, hiçlikte dostum
Salatın bu gün miracın olsun
İNSHU
YAŞADIĞIN “BU AN”, "ALLAH"IN VAROLUP, ONDAN BAŞKA HİÇBİRŞEY'İN VAR OLMADIĞI “AN”IN TA KENDİSİDİR!.. Not : Allah’ın dışında bir nesne mevcut değildir derken, varlığını Allah’tan almayan, varlığı Allah’ın varlığı ile kaim olmayan, varlığında ilâhi isimlerin mânâ terkiplerinden başka bir şey mevcut olmayan anlamını kastediyoruz.Yoksa,Allah’ın içinde veya dışında gibi Allah’a mekân,mahâl.şekil,ölçü biçici bir mânâyı kastedmiyoruz!........
<<<<<<<<<<>>>>>>>>>>
''O'' bu bütünleyici düzen ile bilinir: O Ebedi Olanların Ebedi Olanıdır; Kadim Olanların Kadimidir; Gizli Olanların Gizlisidir; sembolleri ile bilinebilir, Kıyafetleri mavi, beyaz görüntüsü, vâsi enginliği ile müthiş bir Yüz gibidir. Parıltılı ışınlarına yön vermek üzere ışıldayan bir güzellik ile her an hazırdır. Yüzünün parlaklığı binlerce dünyaya çevrilmiştir ve parlaklığının Işığı ile adil olanlara öte yaşamlarında mükafat ve mutluluk alemleri verir. Kafatası içinde sürekli binlerce kez binlerce dünya yaratılıp, Ondan varlıklarını sürdürmektedir. Başında bir su damlası damıtılır ve dünyalara akan bu damladan ölüler diriltilip öte yaşamlara ve alemlere kaldırılırlar."O'' hakikat-ı Muhammedidir ''O'' İnsan-ı Kamildir ''O'' Evrensel İnsandır, bilenlerce bilinmezdir.
<<<<<<<<<>>>>>>>>>>> Rabbı, daima Rab’la anladım; Sonra şeksiz süphesiz kaldım. Dahası zatı, zatım oldu hak;.... Ne noksan ne ayıp hele bak. Arada ne terazi ne mizan;....... Nefsim oldu gayba ayan;........ Ne zaman'ki Öz'ümü anladım, Hem katıksız hem içkisiz kaldım Mahbubun vaslına erdim;....... Ne yakınlık, ne uzaklık bildim.. Feyz ''O''ndan, ihsana erdim;... Ne minnet, ne alınma gördüm. Nefsimden de olmadım uğruna; Hiçbir libas da kalmadı ona.......
<<<<<<<<<>>>>>>>>>>>
Cehalet’in azamı kader’in Allah’ta oluştuğunu görememektir. Özgür irade ve ilim sahibi İNSAN, kendi ilim ve iradesi’nin Allah’ın ilim ve iradesinden bir yansıma olduğunu bilir ve öyle yaşar, kader’e mahkum olmadan. İNSAN, kendi fıtratı’nın kendi elleri ile, Allah’ta el’an ve hala yaratılmakta olduğunu seyredene derler.
ÇARK BUGÜN İÇİN DÖNÜYOR
........( Aynali - Manisa )..................................................
HÛ..! NE'Yİ SEVERSEN SEV,
HEP ''O''NU SEVMEKTESİN.
CENNET HER ZAMAN
SEVGİ İLE YAŞAMAK.
ÖMRÜN'Ü SEV, ÖMRÜNCE
GÖRDÜĞÜN VE GÖRECEĞİN
HEP ''O'' DUR.